|
Yeryüzünün Tükenmez Sözü Kitaptır |
|
Yalnız kaldım. Bakışımı karanlık, hareketsiz bir noktaya ayarladım. Bir iki dakika sonra ALEF’i göreceğim. Yeryüzünün içinde barındığı o küçük küreyi... Günün doğuşunu ve batışını, denizin üzerindeki dalgalanışları... İnsan yığınlarını, siyah bir piramidin ortasındaki gümüş rengi örümcek ağını... “Kitabı kapama” dedim kendime. Az sonra yeryüzündeki bütün aynaları göreceksin, hiçbiri seni yansıtmayacak. Kurumuş topraktan bir tümsek göreceksin, eskiden orada bir ağaç vardı. Bir sevdiğinin çürümüş kemiklerini ve tozu... Kanının dolaşımını, aşkın birleştiriciliğini ve ölümün değiştiriciliğini... ALEF’te dünyayı, dünyada ALEF’İ göreceksin. Yüzünü ve bağırsaklarını göreceksin. Sersemleyeceksin. |
|
|

Nik, ya da, birden bastırıveren ve onu evinden, okulundan, köyünden, hatta ülkesinden uzaklara süren o itki yüzünden kendisine takılan adıyla Kaçkın niçin kaçıyordu? Nedenini, nereye varacağını bilmeden… |
|
Devamını oku...
|
|
|

Alef Yayınevinin klasik ve türler arası metinleri yayımladığı “Kurgu Kitaplığı” dizisinin 15. kitabını sunuyoruz. Şumanların Gelini sevgi üzerine bir metin. Almanlara karşı savaşmak üzere İngiliz ordusuna gönüllü yazılan iki Hollandalı, kendilerini Çanakkale’de Türklere esir düşmüş bulurlar. Türkiye’de bulunan İngliz esirlerin de kendi aralarına almadıkları bu iki Hollandalı, Osmanlı İmparatorluğu ile onun yerini alan Türkiye Cumhuriyeti’nin en çalkantılı yıllarında sert iklimlerin hüküm sürdüğü yoksul Anadolu topraklarına bir kız çocuğunu evlat edinerek hayata tutunurlar. Eleştirmenlerin belki Türk edebiyatına katmak isteyecekleri bu kitap önümüzdeki dönemde çok tartışılacak. |
|
Devamını oku...
|
|
|

Alef Kurgu kitaplığının 14. kitabı sıra dışı bir eser. Tirza Hollanda’da ilk yayımlandığında best seller oldu ve 100.000’den fazla sattı. Her sahnesi, her cümlesi, her kelimesi büyük bir zekânın, derin bir içgörünün ve biraz da muzurluğun kaleminden çıkmış bu kült roman ile ilgili tanıtıcı bilgiler aşağıda yer alıyor. |
|
Devamını oku...
|
|
|

Alef Yayınevinin klasik ve türler arası metinleri yayımladığı “Alef Kitaplığı” serisinin 2. kitabını sunuyoruz. Kısa ömründe büyük eserler vermiş, çağımızın en önemli sanatçılarıyla dostluk kurarak resim, müzik, dans, şiir, edebiyat gibi farklı sanat alanlarındaki gelişmeyi izlemiş olan Lorca’nın bu kitapta yer alan konuşma metinleri büyük bir sanat tanıklığı içeriyor. |
|
Devamını oku...
|
|
|

Helmut, Sabine, Klaus ve Helene. Orta yaşını çoktan geçmiş bu dört Alman, Konstanz Gölü kıyısındaki sakin bir tatil beldesinde birbirlerini bulurlar. Helmut ile Sabine’nin sakin yaşamları, macareperest Klaus ve Helene ile karşılaşınca bir anda farklı heyecanlara ve eğlencelere açık hale gelir. Ancak eski bir okul arkadaşı olan Klaus ile karşılaşmak, Helmut için o kadar da eğlenceli sayılmaz. Bu karşılaşma, aslında kendisiyle hesaplaşmaya açılan bir pencere olur. Görünürdeki yaşamlarının ardında, hepsinin farklı dertleri, huzursuzlukları, rahatlama anları, kaçış noktaları, duygulanımları vardır; o beldede geçirilen her an, birbirini zıt iki karakter olan Helmut ile Klaus'un içsel çatışmalarının aynası olur. İlişki denen şey ne kadar da zordur! Yanlış anlamalar, can sıkıntısı, yalan, kıskançlık, haset, aşk... tüm bunlar kaçınılmazdır. Komik durumlara düşmek, alay konusu olmak da öyle. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Baykuş: Felsefe Yazıları 4 |
|

Dört ayda bir yayımlanan BAYKUŞ Felsefe Yazıları Dergisinin dördüncü sayısı yayımlandı. |
|
|

Yaşam koçluğu, yaşam ile hayaller arasındaki boşluğu kapatmaya dair bir analiz geliştirme bilgisidir. Yaşam koçluğu, otoyol bakım ve inşasıyla kıyaslanabilir. Düz bir yüzey oluşturmak için yaşamın oyuklarını doldurur ve ortadan kaldırır. Netice olarak yaşam yolculuğu, yolcuyu faaliyetsizliğin sağ şeridinde kalıp amaçsız ya da yönsüz, rastgele sürüklenmek yerine gerçekten ziyaret etmek istediği yerlere götürür. |
|
Devamını oku...
|
|
|

Seksist, budala, tembel, kültürsüz. Berbat bir baba, yetersiz bir koca, güvenilmez bir âşık, insanı sinir eden bir zampara, başarısız bir işadamı, korkak bir ruh, tipik bir taşralı: Hiç adam olacağa benzemez Harry Angstrom, namı diğer Tavşan. Ama kaba görüntüsünün altında hassas, duygulu ve anlayışlı bir ruh saklıdır ve kendini “sevilesi” bir adam olarak görür. |
|
Devamını oku...
|
|
|

Başka birinin hikâyesine ulaşabilmek için hep bir anahtara ihtiyaç vardır; ama bir insana ne kadar yakın olduğumuzu düşünürsek düşünelim, o anahtara bir türlü sahip olamayız. Hatta belki de kimse kimsenin hikâyesini anlatamaz... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Zorla Evlendirilen Genç Kız |
|

Bugün Fransa’da hâlâ genç kızlar, kadınlar, kendi seçmedikleri, hatta hiç görmedikleri adamlarla evlendirilebiliyorlar. Türkiye’de veya başka ülkelerde olduğu gibi. Bu kızlara ne düşündükleri, ne hissettikleri sorulmuyor. Doğumlarından itibaren, binyıllardır süregiden bu mekanizmanın içinde buluyorlar kendilerini. |
|
Devamını oku...
|
|
|

İrlanda kökenli Amerikalı bir anne ve Mısırlı bir babadan olma Ahmad on bir yaşında İslamı seçer. Kuzey New Jersey’nin gözden düşen bir sanayi bölgesindeki New Prospect kasabasında liseye devam ederken İslam konusunda bilinçlenir. Etrafındaki maddeci, hedonist toplumun, inançlarına karşı bir tehdit oluşturduğunu düşünmeye başlamıştır. |
|
Devamını oku...
|
|
|

Kelebeklerin kanat sesleri, ölü dillerin yattığı topraklardan baharla birlikte filiz veren çiçeklerin fısıltıları, unutulan sözcüklerin tınıları, arı kovanlarının uğultusu, terk edilmiş bir köşkün tarih yüklü taşlarının üzerindeki ayak izlerinin kulağa varmayan sesleri... |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 14 Toplam: 32 |